8 Aralık 2014

Yolların Sonu Üzerine Çözümleme Denemeleri (3)- Yunus Emre Uyar


 Bir önceki yazıda Nihal Atsız’ın Yolların Sonu şiirinin ilk üç dörtlüğünden hareketle bir içerik çözümlemesinin yapılmasından sonra bu yazıda şiir, bazı dış yapı özellikleri açısından ele alınacaktır.

Nihal Atsız’ın metinlerinde en dikkat çeken özelliği kullandığı dildir. Şair, her ne kadar bir makalesinde ilkelerini sıralarken “Arınmış Türkçeciyiz” demiş olsa da devrinin yaşayan Türkçesinin örneklerini verdiği görülür. Sözgelimi şiirde “anı” sözcüğünü değil, “hatıra” sözcüğünü seçmiştir. Buna ölçüyü yakalama amacı neden olmuştur denebilir. Oysa ki, “hayal”, “arzu” gibi sözcükler de buna örnek gösterilebilir. Ancak Türkçe kökenli sözcüklerin, şiirin çok büyük bir bölümüne egemen olması bir rastlantıdan öte bir kastı gösterir. O da Türkçe kökenli sözcüklere öncelik verme amacıdır. Onun için “Türkçe’yi olabildiğince öz halinde kullanmaya çalışmışsa da şiir dilinin birtakım gerekliliklerinden dolayı az da olsa ödün vermiştir” demek yerinde olur. Onun arı Türkçe amacının en işlevsel yanı herhangi bir zorlamaya başvurmamış olmasıdır. Şiirinde kendisinin türettiği ya da yeni türetildiği halde toplumca kabul görmeyen sözcükleri kullanma takıntısı yoktur. Onun için “ölçülü bir özleşmeci” denmesi başat dayanağını buradan alır.

Şiir, altı adet dörtlük biçiminde oluşturulmuştur. Bu haliyle gelenekli Türk halk yazınının en belirgin özelliklerinden birini göstermek kaygısı açıkça görülür. Ne de olsa Nihal Atsız’ın düşünce evreninin kaynaklarından biri de yüzyıllarca“yüksek” zümrenin baskısı altındaki yazına sırt çevirip kendi içinde kendi yazınını sürdüren halktır. O, oldukça değer verdiği bu halk tavrını diriltmek üzere şiirinde böyle bir yola başvurmuş olabilir. Ne de olsa şair her şeyden önce bir milliyetçidir ve evrenselci bir zümreye karşı ulusal kalan halktır. Uyandırılması gerekir.

Şiir 7+7=14’lü hece ölçüsüyle yazılmıştır. Bilindiği üzere heceye dayanan şiir ölçüsü düzeneği Türkler’in ulusal ürünüdür. İslamlık’la birlikte Türk şiirini –özellikle Divan şiirini- saran, hatta çoğu yerde halk ozanlarına dabulaşan aruz modası ulusal bir bakış açısı için çoğu kez karşı durulması gereken bir değer olarak görülür. Bu aruzun yalnızca köken itibariyle“Türk” olmamasından kaynaklanan bir karşı duruş değil, bugün için de birçok kaygıyı içeren bir tepkidir. Bunun için Ömer Seyfettin’in ilgili yakınmalarıyerinde örneklerdir. O, her şeyden önce dilin Türkçeleştirilmesini amaçlayan bir aydın olarak aruz kalıbının birçok Türkçe sözcüğü şiirdeki kullanımın dışına ittiğini söyler. “Anadolu”nun adını, “sevişebilecek miyiz?”sorusunu bile şiirden dışlamasından yakınır. Ne de olsa aruz ölçüsü hecelerin sayısına değil, açıklığına kapalılığına dayanan bir dizgedir. Arap, Fars ekinlerinin bir ürünü olarak o ekinlerin dilleriyle akrabalığı bile bulunmayan bambaşka bir dili olan Türkçe’ye uymayan ama kendi koşullarının gereklilikleri olan birtakım özelliklere sahip olması onu Türk şiiri için uygun olmaktan çıkarmaya, ulusal bakışları da onu dışlamaya itmiştir.

Nihal Atsız’ın fikir babası olarak gösterilebilecek olan Ziya Gökalp de çok öncesinden şu dizelerle seslenmişti: “Aruz sizin olsun hece bizimdir. / Halkın söylediği Türkçe bizimdir. / Leyl sizin, şeb sizin, gece bizimdir. / Değil bir mana üç ada muhtaç.” Bu dizelerde Gökalp’in de dilin Türkçeleşmesiyle ölçünün Türkleşmesi arasında kurduğu bağ görülebilir.

Nazım birimi olarak ulusal halk yazınını diriltmeye yönelik çaba, ölçü söz konusu olduğunda da Atsız’da görülür. Şiirin nazım biçimiyle, nazım birimiyle, ölçüsüyle, uyak örgüsüyle bilişsel ve duyuşsal bir bütün oluşu akla getirildiğinde Atsız’ın yaklaşımının doğallığı ortaya çıkar.

Nihal Atsız’ın “Yolların Sonu” adlı şiirinden alınan örnek birimlerin gerek içerik, gerekse dışarık açısından çözümlenmesi denemeleri bu yazı dizisinin ilk bölümünde öne sürülen varsayımları destekler sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Kendi kişiliği gibi şiirinin de ana özelliğiulusal olmak olan ozanın ele alınan ürünü ülkücü düşünce evreni çerçevesinde tarihin her dönemindeki ulusal şiirin başat özelliklerini yansıtmaktadır. Bundan sonra da Atsız’ın şiirlerinin toplumsal gerçekliği ve birtakım özelleşmiş konuları yorumlamak üzere yardımcı kaynak olarak kullanılması önerilebilir.

Sayı:5-6 Yıl:2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder