Saygın Arslan Beğ;
Öncelikle köşenizde bize yer verdiğiniz için teşekkür ederiz.
Ancak samimi yönünüzü iyi bildiğimiz ve bu bağlamda yine yer vereceğinizi
düşündüğümüz için 2 madde halinde yazınızdaki bazı söylemlerinize ilişkin
itirazlarımızı belirteceğiz.
1- Kendimizi kesinlikle "Atsızcı" olarak tanımlamıyoruz.
Böylesi bir tanımlamayı kendisini o biçimde tanımlayan için bir özentiye
tutulmuşluk, bilinçsizlik olarak yorumlarız. Biz zaten "Türkçülük"
düşüncesini post-modern tarikat, Atsız'ı bu tarikatın şeyhi ve kendisini de bu
tarikatın müridi olarak gören algının cepheden karşısındayız. Ancak biz,
kendimizi Gaspıralı'nın, Akçura'nın, Gökalp'in, Togan'ın ve Atsız'ın yolunun
yorulmaz ve yılmaz yolcusu olarak görürüz.
2- "“Kandaşlık”la yola
çıkarsanız, hitap edeceğiniz bir kitle bulabilir misiniz? Sanmıyorum. Ancak
bir avuç insan entelektüel tartışmanın içinde kaybolup gider."
demişsiniz... "Kandaş" sözcüğü "soydaş"
sözcüğünden ayrı bir anlam taşımamaktadır. Ve biz, siz, hatta devletin
düzenlediği ilk Türk kurultaylarının gerçekleştiği yıllarda, o kurultaylarda
örsün üzerinde çekiçle demir döven Süleyman Demirel, Erdal İnönü gibi bu ülkede
büyük kitlelerde toplumsal karşılık bulmuş ve hükümet olmuş siyasetçiler
Türkiye dışındaki Türkleri tanımlarken yapmış oldukları açılış konuşmalarında
"soydaş" yani "ırkdaş" tanımını kullanmışlardır. Yine siz
de biz de biliriz ki; Türklüğün varlığı kesinlikle "ırk" unsuruna
indirgenemez. Ancak Ulu Önder Atatürk'e ait olan "Medeni Bilgiler"
adlı önemli kitapta "ırk (menşe) birliği" Türklüğü var eden
unsurlardan bir unsurdur.
Çalışmalarınızda başarılar ve esenlikler dileriz. Saygılar
sunarız...
Emre Koşak
ULUKAYIN Yayın Kurulu Üyesi ve Başyazarı
Sayı:5-6 Ağustos 2013
Sayı:5-6 Ağustos 2013
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder