10 Aralık 2014

Batı Trakya Türk Toplumuna Bir Bakış- Ahmet GENÇAL

Bilindiği üzere Türk Ulusu geçmişten günümüze çok geniş coğrafyalarda değişik zaman dilimlerinde yer almıştır. Bugün genel kanı olarak Türk Ulusu’nun ilk anayurdu olarak Orta Asya kabul edilmektedir. Bunun yanında Atatürk’ün de sağlığında üzerinde çok yoğun bir biçimde durduğu “Türk Tarih Tezi”, Orta Asya’da bilinen ilk Türk Devleti olan Büyük Hun Devleti’nden önce bilinen uygarlıkların da Türk kökenli olduğunu ileri sürüyordu. Artık Hititler’le ve de özellikle Sümerliler’le ilgili yapılan çalışmalar bu uygarlıkların da Türk kökenli olabileceğini destekleyerek Atatürk’ü doğrulamaktadır. Sümeroloji konusunda çalışmalarıyla tanınan dünyaca ünlü Sümerolog Samuel Noah Kramer bu savı destekler çalışmalarda bulunmuştur. Kramer’den sonra yine dünyaca ünlü Türk Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, Sümer uygarlığının Türk olabileceğine ilişkin önemli yapıtlar vermiştir. Ayrıca Roma İmparatorluğu’nu oluşturan ve dünya uygarlığının oluşumunda çok önemli katkıları olan Etrüskler’in Türk olduğunu bir İtalyan üniversitesi olan Ferrara Üniversitesi onaylamıştır.
 Bu girişimizin amacı Türk uygarlığının çok eski, çok önemli ve çok geniş alanlarda etkili olan bir uygarlık olduğunu kabataslak bir bakışla göstermek içindi. Biz, ULUKAYIN olarak önce Türkiye çevresindeki Türk topluluklarını, sonra da uzak Türkler’i okurlarımıza tanıtmak istiyoruz. Bu yazımız bir yazı dizisinin başlangıcıdır. Belirli aralıklarla değişik Türk topluluklarını okurlarımıza tanıtacağız. Bu yazımızın konusunu Batı Trakya Türk topluluğu oluşturmaktadır.

Batı Trakya Neresidir?

  Genel bir bakışla Batı Trakya, Yunanistan’ın kuzeydoğu bölgesinin doğusunda, Türk-Yunan sınırını belirleyen Meriç Nehri ile Karasu Nehri arasında bulunan bir bölgedir. Daha ayrıntılı bir tanım yapacak olursak; Batı Trakya, Meriç nehrinin batısında Karasu nehri ile Doğu Makedonya’nın Kavala ve Drama illeri, kuzeyinde Tanrı Dağları (Rodop Dağları) ile Bulgaristan, güneyinde ise Ege Denizi ile çevrilmiş bulunan 8578 km2’lik dar bir şerit halinde uzanmakta olan bir toprak parçasıdır. Batı Trakya; Dedeağaç, Gümülcine ve İskeçe illerinden oluşmaktadır. (İskeçe’nin adını bölgenin ilk yerlileri olan İskit Türkleri’nden aldığı düşünülmektedir.)1 “Batı Trakya” olarak andığımız bu coğrafyada günümüzde 150 bin civarında Türk yaşamaktadır.
      
Batı Trakya Türk Tarihine Genel Bir Bakış
Bugünkü Batı Trakya Türkleri’nin ataları ilk olarak Osmanlı’nın Rumeli’ye geçmesi ve gün geçtikçe ilerlemesi sürecinde Osmanlı’nın uyguladığı iskan (yerleştirme) siyaseti ile imparatorluğun doğusundaki Müslüman Türk unsurlardan bölgeye yerleştirilenlerdir… Uzun yıllar Balkanlar’da ve dolayısıyla Batı Trakya’da asli unsur olarak yaşayan Türkler, 19.yüzyıldan bu yana bölgede başlayan bağımsızlık ayaklanmaları ile zor durumda kalmaya başlamışlardır. Balkan Savaşları’na dek 550 yıl Türk egemenliğinde kalan bu bölge, ilk olarak 1913-1919 yılları arasında Bulgar işgali altında kalmıştır. 1919-1920 arasında İtilaf kuvvetlerince işgal altında tutulan bu bölge 1920’de de Yunanistan’a katılmıştır.

Batı Trakya Türkleri, 93 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında, 1878’nin Nisan ayında  Ayastefanos Antlaşması'nın bölgeyi Bulgaristan'a vermesi üzerine ayaklanarak 16 Mayıs 1878'de
“Rodop Hükümeti” adı altında 'Geçici Hükümet' kurmuşlardır. Ancak dönemin siyasi durumu ve Ayastefanos Anlaşması'nın Berlin Kongresi'nde yenilenmesinden 8 yıl sonra 20 Nisan 1886'da  bu hükümeti feshetmişlerdir.2 Bu hükümetin feshedilmesinden sonra Batı Trakya Türkleri’nin savaşımı yine aralıksız sürmüştür. Balkan Savaşları sırasında büyük güçlüklere karşı savaşım veren Batı Trakya Türkleri, bu savaşım sonucunda 1913’de, tarihteki ilk Türk cumhuriyeti olan “Batı Trakya Türk Cumhuriyeti”ni kurmuşlardır. Ancak bu cumhuriyet de çok kısa ömürlü olmuş ve kuruluşundan (31 Ağustos 1913) itibaren 58 gün varlığını sürdürebilmiştir.

Yunanistan'da etnik olarak Yunanlılar'dan başka olan ve anadilleri Yunanca olmayan çeşitli topluluklar yaşamaktadır. Bunların bir bölümü yerli, bir bölümü ise yerlileşmiş özelliği göstermektedir. Bu azınlıklar; Makedonlar, Ulahlar ve Arnavutlar/Arvanitler yerli; Roman / Çingeneler ile Yahudiler ve Batı Trakya Türkleri ise yerlileşmiş topluluklardır.3 Batı Trakya’daki adı geçen bu Türk topluluğunun hukuki statüsü esas olarak 1923 Lozan Antlaşması ile belirlenmiştir. Bu antlaşma ile öncelikli olarak Doğu Trakya Türkiye’ye verilmişken, Batı Trakya Yunanistan’a bırakılmıştır. 1923 Lozan Konferansı’nda Türk heyetinin sunduğu istatistiklere göre Batı Trakya’da 129.120 Müslüman Türk yaşamaktadır. Ayrıca bu Müslüman Türkler’in yanı sıra bu bölgede yerli Hıristiyan Gagavuz Türkleri ile Anadolu’dan Yunanistan’a göç eden Ortodoks Türkler de vardır.3
Bilindiği üzere 1923 nüfus mübadelesi (değişimi) ile Türkiye’deki Hıristiyan unsurlar ile Yunanistan’daki Müslüman unsurlar karşılıklı zorunlu göç ettirilmiştir. Bu uygulamadan Türkiye tarafında İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada’daki Rumlar ile Yunanistan tarafında Batı Trakya’daki Türkler ayrı tutulmuştur. Bu karşılıklı değişim ile Anadolu’dan 1.200.000 kişi Yunanistan’a göç ederken, Yunanistan’dan da Türkiye’ye 500.000 kişi göç etmiştir. Ancak bu karşılıklı göçler genel anlamı ile etnik temelde değil, dinsel temelde gerçekleşmiştir. Bu nedenle Anadolu’da yaşayan ve Türkçe dışında başka dilde tek sözcük bilmeyen Hıristiyan Türkler Yunanistan’a gönderilirken, Yunanistan’dan da etnik olarak Türk olmayıp, Müslüman olan bazı unsurlar Türkiye’ye gönderilmiştir. Buna ek olarak Türk Ortodoks Patrikhanesi Kurucusu Papa Eftim’in ailesi de ulusal savaşımdaki katkılarından ötürü bu anlaşmadan ayrı tutulmuşlardır ve şu an Türkiye’de az sayıdaki cemaat üyesiyle varlıklarını sürdürmektedirler.

2. Paylaşım Savaşı yıllarında Alman destekli Bulgaristan, 1941-1944 yılları arasında Batı Trakya topraklarını işgal etmiştir. Savaş sonrası yeniden Yunanistan’a bağlanan Batı Trakya Türkleri, bu kez de 1944-1948 yılları arasında Yunanistan’da yaşanan iç savaştan ciddi bir biçimde zarar görmüştür. Bu iç savaş sırasında komünistlerin saldırı ve toplu öldürümlerine uğrayan Türkler’in bir bölümü Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır.

1950-1963 yılları arası Batı Trakya Türkleri için sakin geçmiştir diyebiliriz. Ancak bu yıldan sonra özellikle Kıbrıs olaylarının alevlenmesi ve Kıbrıs adasındaki Türk varlığının ciddi bir biçimde tehdit edilmesi nedeniyle Türk hükümetlerinin de Yunan uyruklulara yönelik bazı kısıtlamalar getirmesi Batı Trakya Türkleri’ni de olumsuz olarak etkilemiştir. 1967 askeri darbesini gerçekleştiren askeri cunta da Batı Trakya Türkleri’ne olan baskıyı daha da arttırmıştır. Türkler’in topraklarına el konmuş, Türk çocuklarına eğitim güçlükleri çıkarılmış, malları gasp edilmiş, şiddet ve tecavüz olayları bile yaşanmaya başlanmıştır. Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra ise Yunanistan bu Türk harekatının acısını Batı Trakya Türkleri’nden çıkarmak istercesine saldırılarını daha da yoğunlaştırmıştır.
Mart 1982’de Batı Trakya Türkleri açısından bir dönüm noktası sayılabilecek “İnhanlı olayları” yaşanmıştır. Konu, İskeçe iline bağlı İnhanlı köyünde yaşayan 200 civarında Türk’e ait arazinin tapularının geçersiz sayılması ve ellerinden alınması ile başlamıştır. Bu durum karşısında Türk köylüler, İskeçe kent merkezinde 17 Mart - 2 Nisan 1982 tarihleri arasında üç kez oturma eylemi  yapmış ve topraklarının gasp edilmesini protesto etmişlerdir. Türkiye’de de yankı bulan bu eylemler, Türk yazılı ve sözlü basınında yer almıştır. Yunanlılar’ın bölgeyi işgal ve ilhakından bu yana yapılan baskılar karşısında Türkler, ilk kez böyle bir haklı savunma ve protesto eylemi yapmıştır. Bu eylemleri sonrası İnhanlı köylüleri, arazilerini 1983 yazı boyunca ellerinde tutmalarına rağmen, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’nin (KKTC) kuruluşunun duyurulmasından 5 gün sonra, toprakları alınarak Yunan köylülere verilmiştir. Ayrıca tutuklanan 9 köylüden 8’i de, 1 Aralık 1983’de 1’er yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Benzer arazi gaspı olayları, aynı yıllarda İskeçe’nin kuzeyindeki bölgede yaşayan Türkler’e de uygulanmıştır.4

Özetle; Batı Trakya Türkleri Yunanistan’da azınlık statüsüne sahip olarak kimliklerinin inkarı, vatandaşlıktan çıkarılma, eğitimle ilgili sorunlar, nüfus yoğunluğu baskıları, ekonomik baskılar, kamu görevlerindeki kısıtlamalar, vakıf sorunları, siyasi katılımın engellenmesi, kültürel örgütlenme yasakları, toprak ve taşınmaz mallarla ilgili sorunlar gibi pek çok zorlukla karşılaşmaktadır.  Günümüze gelindiğinde Batı Trakya Türkleri, Yunanistan tarafından yalnızca dini kimliği ön plana çıkartılarak ‘Müslüman azınlık’ hatta çoğunlukla ‘Müslüman Helenler’ biçiminde tanımlanır. Böylece Batı Trakya Türk azınlığı etnik kimliği yok sayılan, ancak bu ülkede azınlık statüsüne de sahip tek topluluk olma özelliğini de taşımaktadır.5 

Yukarıda, Batı Trakya Türk Topluluğu’nun kısa öz geçmişine, etkisi altında bırakıldığı baskılara genel çizgileriyle değindik. Şimdi de Batı Trakya Türklüğünün onur savaşımının simge adlarından olan Sadık Ahmet’den kısaca söz etmek istiyoruz.

Sadık Ahmet ve Batı Trakya Türkleri
Sadık Ahmet, 1947’de Gümülcine’nin Sirkeli Köyü’nde doğmuştur. İlköğrenimine doğduğu köyde başlayan Sadık Ahmet, liseyi Batı Trakya’nın önemli Türk okulu olan Celal Bayar Lisesi’nde okumuştur. Üniversite yaşamınına Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bir yıl okuyarak başladı. Tıp öğreniminin kalanını da Selanik Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirmiştir. 1980’li yıllara gelindiğinde Sadık Ahmet ciddi bir biçimde Batı Trakya Türk toplumunun sorunları üzerine eğilmeye başladı. Doktor Ahmet, 1987'de Selanik'de düzenlenen “Demokrasi ve İnsan Hakları” konulu uluslararası bir toplantıda, katılımcılara 10.000 imzalı kampanya belgesinin İngilizce metnini dağıtınca, hakkında dava açıldı. Doktor Ahmet'e yönelitlen suç, "yalan haber yaymak ve sahte evrak düzenlemek" idi. Haziran 1988'deki duruşmada 30 ay hapis ve 100.000 Drahmi para cezasına çarptırıldı. Kendisinin karşı çıkması üzerine konu, yabancı parlamenterlerin de dikkatini çekti ve sonunda, davanın 1990'a uzaması ve Doktor Ahmet'in Nisan 1990'da milletvekili seçilmesiyle, hakkında verilen hüküm, dokunulmazlığından dolayı düştü.

Batı Trakya Türk azınlığının haklarını korumanın ancak siyasi bir parti aracılığıyla mümkün olacağına inanan ve bu amaçla ölümüne kadar genel başkanlık görevini yürüttüğü Demokrasi, Eşitlik ve Barış Partisi (DEB)'ni kuran Doktor Sadık Ahmet, seçim kampanyalarında "Türk" sözcüğünü kullandığı için de suçlandı ve 'halkı şiddet ve bölünmeye teşvik etmekle' üç ayrı davadan yargı önüne çıkarıldı; fakat Türk ve bazı yabancı parlamenterler ile uluslararası insan hakları örgütlerinin olaya sahip çıkması sonucunda Doktor Ahmet'in durduk yerde ceza alması engellendi. Böylece, Batı Trakya Türkleri'nin haklı davalarını çeşitli uluslararası ortamlarda dile getiren Sadık Ahmet, hukuki ve siyasi yollarla sürekli engellenmek istendi. O bir inanç ve savaşım insanıydı, inandığı davayı her zaman yüksek sesle haykıracak yüreklilikteydi.

Doktor Ahmet, Yunanistan Türkleri’ni uluslararası platformlarda, söz gelimi Şubat 1995'de, Ankara'da düzenlenen "Balkan Ülkelerinde Toplum Hayatı Semineri"nde temsil etti. Mayıs 1995'de "1. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Kurultayı”nı düzenleyerek Batı Trakya Türkleri'nin sesini tüm dünyaya duyurdu. Böylece onların ulusal benlik ve hak arama savaşımını ileri bir aşamaya taşıdı.
Kendisi 24 Temmuz 1995’de Batı Trakya'da uğradığı kuşkulu bir trafik kazasında yaşamını yitirdi. Aracına bir traktörün çarpması sonucunda sonsuzluğa erişen Doktor Sadık Ahmet'in başına gelen bu olayın gerçekten bir kaza mı, yoksa Yunan istihbarat birimlerince ustalıkla düzenlenen bir suikast mı olduğu konusu henüz açıklığa kavuşmamıştır.6 Kendisinin saygıyla anıyoruz.

Batı Trakya Türkleri ve Basın-Yayın
Lozan’dan bu yana kendi basın-yayın organlarına sahip olan Batı Trakya Türkleri 1928’de Türk Harf devriminden sonra Latin abecesini kullanmaya başlamışlardır. Ancak 1970’li yıllara kadar dini yayın yapan bazı yayın organları Arap abecesini kullanmaya başlamışlardır. Günümüzde ise, tümüyle Latin abecesi kullanılmaktadır. Altmışı aşkın gazete ve dergiden kapanmış olan, ancak arşivleri Yunanistan'da Türk dilinin belgesi durumunda olan yayın organlarından bir bölümünün adları şöyledir: ‘Yeni Ziya, Yeni Yol, Yeni Adım, Balkan, İnkılap, Milliyet, İtilâ, Yarın, Adalet, Trakya, Ülkü, Müdafaa-yı İslâm, Hakyol, Sebat, Muhafazakâr, Muallim Mecmuası, Peygamber Binası, Batı Trakya, Aliş, Azınlık Postası, Birlik, Öğretmen, …’  

Günümüzde ise Batı Trakya Türkleri; Balkan, Akın, Gerçek, İleri, Aile Birlik, Trakya'nın Sesi, Ortam gazetelerini, Şafak, Yuvamız, Hakka Davet, Arkadaş Çocuk ve Pınar Çocuk dergilerini yayınlamaktadırlar.İleri” gazetesinin ilk 23 sayısı kamuoyu oluşturmak amacıyla Rumca da yayınlamıştır.

Lozan'dan sonra, Batı Trakya'da görülen Türkçe yayınlar için ayrıca şu konuyu da belirtmek gereklidir. Bu yayınların büyük bir bölümü bilinçli Türklerce çıkarılan ulusal yayınlar olmakla birlikte, bir bölümü Cumhuriyet karşıtı Türkiye kaçkınlarının çıkardıkları yayınlardır. Bir bölümü de resmen Yunan hükümetlerinin destekledikleri güdümlü yayınlardır. 7   

Bu yazımızda, Batı Trakya Türkleri hakkında genel bir kanı oluşturmaya çalıştık. Son olarak bu konuda şunları söylemek istiyoruz;

Ne yazık ki Türkiye’yi yönetenlerin izledikleri siyaset Irak Türkmenleri’ni, Suriye Türkmenleri’ni, Karabağ Türkleri’ni yalnızlığa ittiği gibi Batı Trakya Türkleri’ni de yalnızlığa itmektedir. Fener Rum Patrikhanesi 75 milyon nüfuslu Türkiye’de devlet içinde devlet olurken ve de Büyük Yunanistan düşleri kurarken, Yunan istihbaratı özellikle Karadeniz bölgemizde ciddi propaganda etkinliklerinde bulunurken Türkiye’yi yönetenlerden ciddi anlamda bir tepki gelmemektedir. Sadık Ahmet’in başına gelenlerin Türkiye’de bir Yunan istihbaratçısının başına geldiğini varsayalım ve düşünelim. Türkiye’de neler olmazdı ki!..
  
   KAYNAKÇA
   1-Turgay Cin, Batı Trakya Türklerinin Hukuki Statüsü, Sorunları ve AB, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt:11 Sayı:1, 2009
   2-Murat Hatipoğlu, AB Üyesi Yunanistan’ın Etnik Dokusu İçinde Batı Trakya Türkleri, Türk Ocakları Aydın Şubesi, 2005
   3-a.g.e
   4-Meşkure Yılmaz Börklü, Lozan Sonrası Batı Trakya Türklerinin Durumu ve Genel Problemleri, http://www.zafersen.com/turk_dunyasi_bati_trakya_turkleri_borklu.htm
   5-a.g.e
   6-a.g.e

   7-Kültür Bakanlığı, Batı Trakya Türk Edebiyatı

Sayı:10 (Yıl: 2 Sayı:3-4 Şubat/Mart-2014)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder