Bilindiği
üzere Türk Ulusu geçmişten günümüze çok geniş coğrafyalarda değişik zaman
dilimlerinde yer almıştır. Bugün genel kanı olarak Türk Ulusu’nun ilk anayurdu
olarak Orta Asya kabul edilmektedir. Bunun yanında Atatürk’ün de sağlığında
üzerinde çok yoğun bir biçimde durduğu “Türk Tarih Tezi”, Orta Asya’da bilinen
ilk Türk Devleti olan Büyük Hun Devleti’nden önce bilinen uygarlıkların da Türk
kökenli olduğunu ileri sürüyordu. Artık Hititler’le ve de özellikle
Sümerliler’le ilgili yapılan çalışmalar bu uygarlıkların da Türk kökenli
olabileceğini destekleyerek Atatürk’ü doğrulamaktadır. Sümeroloji konusunda çalışmalarıyla
tanınan dünyaca ünlü Sümerolog Samuel Noah Kramer bu savı destekler
çalışmalarda bulunmuştur. Kramer’den sonra yine dünyaca ünlü Türk Sümerolog
Muazzez İlmiye Çığ, Sümer uygarlığının Türk olabileceğine ilişkin önemli
yapıtlar vermiştir. Ayrıca Roma İmparatorluğu’nu oluşturan ve dünya
uygarlığının oluşumunda çok önemli katkıları olan Etrüskler’in Türk olduğunu
bir İtalyan üniversitesi olan Ferrara Üniversitesi onaylamıştır.
Bu girişimizin amacı Türk uygarlığının çok
eski, çok önemli ve çok geniş alanlarda etkili olan bir uygarlık olduğunu
kabataslak bir bakışla göstermek içindi. Biz, ULUKAYIN olarak önce Türkiye
çevresindeki Türk topluluklarını, sonra da uzak Türkler’i okurlarımıza tanıtmak
istiyoruz. Bu yazımız bir yazı dizisinin başlangıcıdır. Belirli aralıklarla
değişik Türk topluluklarını okurlarımıza tanıtacağız. Bu yazımızın konusunu
Batı Trakya Türk topluluğu oluşturmaktadır.
Batı Trakya Neresidir?
Genel bir bakışla Batı Trakya, Yunanistan’ın kuzeydoğu bölgesinin
doğusunda, Türk-Yunan sınırını belirleyen Meriç Nehri ile Karasu Nehri arasında
bulunan bir bölgedir. Daha ayrıntılı bir tanım yapacak olursak; Batı Trakya,
Meriç nehrinin batısında Karasu nehri ile Doğu Makedonya’nın Kavala ve Drama
illeri, kuzeyinde Tanrı Dağları (Rodop Dağları) ile Bulgaristan, güneyinde ise
Ege Denizi ile çevrilmiş bulunan 8578 km2’lik dar bir şerit halinde
uzanmakta olan bir toprak parçasıdır. Batı Trakya; Dedeağaç, Gümülcine ve
İskeçe illerinden oluşmaktadır. (İskeçe’nin adını bölgenin ilk yerlileri olan İskit Türkleri’nden
aldığı düşünülmektedir.)1 “Batı Trakya” olarak andığımız bu
coğrafyada günümüzde 150 bin civarında Türk yaşamaktadır.
Batı Trakya Türk Tarihine Genel Bir Bakış
Bugünkü Batı
Trakya Türkleri’nin ataları ilk olarak Osmanlı’nın Rumeli’ye geçmesi ve gün
geçtikçe ilerlemesi sürecinde Osmanlı’nın uyguladığı iskan (yerleştirme)
siyaseti ile imparatorluğun doğusundaki Müslüman Türk unsurlardan bölgeye
yerleştirilenlerdir… Uzun yıllar Balkanlar’da ve dolayısıyla Batı Trakya’da
asli unsur olarak yaşayan Türkler, 19.yüzyıldan bu yana bölgede başlayan
bağımsızlık ayaklanmaları ile zor durumda kalmaya başlamışlardır. Balkan
Savaşları’na dek 550 yıl Türk egemenliğinde kalan bu bölge, ilk olarak
1913-1919 yılları arasında Bulgar işgali altında kalmıştır. 1919-1920 arasında
İtilaf kuvvetlerince işgal altında tutulan bu bölge 1920’de de Yunanistan’a
katılmıştır.
Batı Trakya Türkleri,
93 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında, 1878’nin Nisan ayında Ayastefanos Antlaşması'nın bölgeyi
Bulgaristan'a vermesi üzerine ayaklanarak 16 Mayıs 1878'de
“Rodop Hükümeti”
adı altında 'Geçici Hükümet' kurmuşlardır. Ancak dönemin siyasi durumu ve Ayastefanos
Anlaşması'nın Berlin Kongresi'nde yenilenmesinden 8 yıl sonra 20 Nisan 1886'da bu hükümeti feshetmişlerdir.2 Bu
hükümetin feshedilmesinden sonra Batı Trakya Türkleri’nin savaşımı yine
aralıksız sürmüştür. Balkan Savaşları sırasında büyük güçlüklere karşı savaşım
veren Batı Trakya Türkleri, bu savaşım sonucunda 1913’de, tarihteki ilk Türk
cumhuriyeti olan “Batı Trakya Türk Cumhuriyeti”ni kurmuşlardır. Ancak bu
cumhuriyet de çok kısa ömürlü olmuş ve kuruluşundan (31 Ağustos 1913) itibaren
58 gün varlığını sürdürebilmiştir.
Yunanistan'da etnik olarak
Yunanlılar'dan başka olan ve anadilleri Yunanca olmayan çeşitli topluluklar
yaşamaktadır. Bunların bir bölümü yerli,
bir bölümü ise yerlileşmiş özelliği
göstermektedir. Bu azınlıklar; Makedonlar, Ulahlar ve
Arnavutlar/Arvanitler yerli; Roman
/ Çingeneler ile Yahudiler ve Batı Trakya Türkleri ise yerlileşmiş topluluklardır.3 Batı Trakya’daki adı geçen bu Türk topluluğunun hukuki statüsü esas olarak
1923 Lozan Antlaşması ile belirlenmiştir. Bu antlaşma ile öncelikli olarak Doğu
Trakya Türkiye’ye verilmişken, Batı Trakya Yunanistan’a bırakılmıştır. 1923
Lozan Konferansı’nda Türk heyetinin sunduğu istatistiklere göre Batı Trakya’da
129.120 Müslüman Türk yaşamaktadır. Ayrıca bu Müslüman Türkler’in yanı sıra bu
bölgede yerli Hıristiyan Gagavuz Türkleri ile Anadolu’dan Yunanistan’a göç eden
Ortodoks Türkler de vardır.3
Bilindiği üzere
1923 nüfus mübadelesi (değişimi) ile Türkiye’deki Hıristiyan unsurlar ile
Yunanistan’daki Müslüman unsurlar karşılıklı zorunlu göç ettirilmiştir. Bu
uygulamadan Türkiye tarafında İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada’daki Rumlar ile
Yunanistan tarafında Batı Trakya’daki Türkler ayrı tutulmuştur. Bu karşılıklı
değişim ile Anadolu’dan 1.200.000 kişi Yunanistan’a göç ederken, Yunanistan’dan
da Türkiye’ye 500.000 kişi göç etmiştir. Ancak bu karşılıklı göçler genel
anlamı ile etnik temelde değil, dinsel temelde gerçekleşmiştir. Bu nedenle
Anadolu’da yaşayan ve Türkçe dışında başka dilde tek sözcük bilmeyen Hıristiyan
Türkler Yunanistan’a gönderilirken, Yunanistan’dan da etnik olarak Türk
olmayıp, Müslüman olan bazı unsurlar Türkiye’ye gönderilmiştir. Buna ek olarak
Türk Ortodoks Patrikhanesi Kurucusu Papa Eftim’in ailesi de ulusal savaşımdaki
katkılarından ötürü bu anlaşmadan ayrı tutulmuşlardır ve şu an Türkiye’de az
sayıdaki cemaat üyesiyle varlıklarını sürdürmektedirler.
2. Paylaşım
Savaşı yıllarında Alman destekli Bulgaristan, 1941-1944 yılları arasında Batı
Trakya topraklarını işgal etmiştir. Savaş sonrası yeniden Yunanistan’a bağlanan
Batı Trakya Türkleri, bu kez de 1944-1948 yılları arasında Yunanistan’da
yaşanan iç savaştan ciddi bir biçimde zarar görmüştür. Bu iç savaş sırasında
komünistlerin saldırı ve toplu öldürümlerine uğrayan Türkler’in bir bölümü
Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır.
1950-1963
yılları arası Batı Trakya Türkleri için sakin geçmiştir diyebiliriz. Ancak bu
yıldan sonra özellikle Kıbrıs olaylarının alevlenmesi ve Kıbrıs adasındaki Türk
varlığının ciddi bir biçimde tehdit edilmesi nedeniyle Türk hükümetlerinin de
Yunan uyruklulara yönelik bazı kısıtlamalar getirmesi Batı Trakya Türkleri’ni
de olumsuz olarak etkilemiştir. 1967 askeri darbesini gerçekleştiren askeri
cunta da Batı Trakya Türkleri’ne olan baskıyı daha da arttırmıştır. Türkler’in
topraklarına el konmuş, Türk çocuklarına eğitim güçlükleri çıkarılmış, malları
gasp edilmiş, şiddet ve tecavüz olayları bile yaşanmaya başlanmıştır. Kıbrıs
Barış Harekatı’ndan sonra ise Yunanistan bu Türk harekatının acısını Batı
Trakya Türkleri’nden çıkarmak istercesine saldırılarını daha da
yoğunlaştırmıştır.
Mart
1982’de Batı Trakya Türkleri açısından bir dönüm noktası sayılabilecek “İnhanlı
olayları” yaşanmıştır. Konu, İskeçe iline bağlı İnhanlı köyünde yaşayan 200
civarında Türk’e ait arazinin tapularının geçersiz sayılması ve ellerinden
alınması ile başlamıştır. Bu durum karşısında Türk köylüler, İskeçe kent
merkezinde 17 Mart - 2 Nisan 1982 tarihleri arasında üç kez oturma eylemi yapmış ve topraklarının gasp edilmesini
protesto etmişlerdir. Türkiye’de de yankı bulan bu eylemler, Türk yazılı ve
sözlü basınında yer almıştır. Yunanlılar’ın bölgeyi işgal ve ilhakından bu yana
yapılan baskılar karşısında Türkler, ilk kez böyle bir haklı savunma ve protesto
eylemi yapmıştır. Bu eylemleri sonrası İnhanlı köylüleri,
arazilerini 1983 yazı boyunca ellerinde tutmalarına rağmen, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyet’nin (KKTC) kuruluşunun duyurulmasından 5 gün sonra, toprakları
alınarak Yunan köylülere verilmiştir. Ayrıca tutuklanan 9 köylüden 8’i de, 1
Aralık 1983’de 1’er yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Benzer arazi gaspı olayları,
aynı yıllarda İskeçe’nin kuzeyindeki bölgede yaşayan Türkler’e de
uygulanmıştır.4
Özetle; Batı
Trakya Türkleri Yunanistan’da azınlık statüsüne sahip olarak kimliklerinin
inkarı, vatandaşlıktan çıkarılma, eğitimle ilgili sorunlar, nüfus yoğunluğu baskıları,
ekonomik baskılar, kamu görevlerindeki kısıtlamalar, vakıf sorunları, siyasi
katılımın engellenmesi, kültürel örgütlenme yasakları, toprak ve taşınmaz
mallarla ilgili sorunlar gibi pek çok zorlukla karşılaşmaktadır. Günümüze gelindiğinde Batı Trakya Türkleri,
Yunanistan tarafından yalnızca dini kimliği ön plana çıkartılarak ‘Müslüman
azınlık’ hatta çoğunlukla ‘Müslüman Helenler’ biçiminde tanımlanır. Böylece
Batı Trakya Türk azınlığı etnik kimliği yok sayılan, ancak bu ülkede azınlık
statüsüne de sahip tek topluluk olma özelliğini de taşımaktadır.5
Yukarıda, Batı
Trakya Türk Topluluğu’nun kısa öz geçmişine, etkisi altında bırakıldığı
baskılara genel çizgileriyle değindik. Şimdi de Batı Trakya Türklüğünün onur
savaşımının simge adlarından olan Sadık Ahmet’den kısaca söz etmek istiyoruz.
Sadık Ahmet ve Batı Trakya Türkleri
Sadık Ahmet,
1947’de Gümülcine’nin Sirkeli Köyü’nde doğmuştur. İlköğrenimine doğduğu köyde
başlayan Sadık Ahmet, liseyi Batı Trakya’nın önemli Türk okulu olan Celal Bayar
Lisesi’nde okumuştur. Üniversite yaşamınına Ankara Üniversitesi Tıp
Fakültesi’nde bir yıl okuyarak başladı. Tıp öğreniminin kalanını da Selanik
Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirmiştir. 1980’li yıllara gelindiğinde
Sadık Ahmet ciddi bir biçimde Batı Trakya Türk toplumunun sorunları üzerine
eğilmeye başladı. Doktor Ahmet, 1987'de
Selanik'de düzenlenen “Demokrasi ve
İnsan Hakları” konulu uluslararası bir toplantıda, katılımcılara 10.000
imzalı kampanya belgesinin İngilizce metnini dağıtınca, hakkında dava açıldı. Doktor
Ahmet'e yönelitlen suç, "yalan
haber yaymak ve sahte evrak düzenlemek" idi. Haziran 1988'deki
duruşmada 30 ay hapis ve 100.000 Drahmi para cezasına çarptırıldı. Kendisinin karşı
çıkması üzerine konu, yabancı parlamenterlerin de dikkatini çekti ve sonunda,
davanın 1990'a uzaması ve Doktor Ahmet'in
Nisan 1990'da milletvekili seçilmesiyle, hakkında verilen hüküm,
dokunulmazlığından dolayı düştü.
Batı Trakya Türk azınlığının
haklarını korumanın ancak siyasi bir parti aracılığıyla mümkün olacağına inanan
ve bu amaçla ölümüne kadar genel başkanlık görevini yürüttüğü Demokrasi, Eşitlik ve Barış Partisi (DEB)'ni
kuran Doktor Sadık Ahmet, seçim
kampanyalarında "Türk" sözcüğünü kullandığı için de suçlandı ve 'halkı şiddet ve bölünmeye teşvik etmekle' üç
ayrı davadan yargı önüne çıkarıldı; fakat Türk ve bazı yabancı parlamenterler
ile uluslararası insan hakları örgütlerinin olaya sahip çıkması sonucunda Doktor
Ahmet'in durduk yerde ceza
alması engellendi. Böylece, Batı Trakya Türkleri'nin haklı davalarını çeşitli
uluslararası ortamlarda dile getiren Sadık
Ahmet, hukuki ve siyasi yollarla sürekli engellenmek istendi. O bir
inanç ve savaşım insanıydı, inandığı davayı her zaman yüksek sesle haykıracak yüreklilikteydi.
Doktor Ahmet, Yunanistan Türkleri’ni
uluslararası platformlarda, söz gelimi Şubat 1995'de, Ankara'da düzenlenen "Balkan Ülkelerinde Toplum Hayatı
Semineri"nde temsil etti. Mayıs 1995'de "1. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Kurultayı”nı düzenleyerek
Batı Trakya Türkleri'nin sesini tüm dünyaya duyurdu. Böylece onların ulusal
benlik ve hak arama savaşımını ileri bir aşamaya taşıdı.
Kendisi 24 Temmuz 1995’de Batı
Trakya'da uğradığı kuşkulu bir trafik kazasında yaşamını yitirdi. Aracına bir
traktörün çarpması sonucunda sonsuzluğa erişen Doktor Sadık Ahmet'in başına gelen bu olayın gerçekten bir kaza
mı, yoksa Yunan istihbarat birimlerince ustalıkla düzenlenen bir suikast mı
olduğu konusu henüz açıklığa kavuşmamıştır.6 Kendisinin saygıyla
anıyoruz.
Batı
Trakya Türkleri ve Basın-Yayın
Lozan’dan bu yana kendi
basın-yayın organlarına sahip olan Batı Trakya Türkleri 1928’de Türk Harf
devriminden sonra Latin abecesini kullanmaya başlamışlardır. Ancak 1970’li
yıllara kadar dini yayın yapan bazı yayın organları Arap abecesini kullanmaya
başlamışlardır. Günümüzde ise, tümüyle Latin abecesi
kullanılmaktadır. Altmışı aşkın gazete ve dergiden kapanmış olan, ancak
arşivleri Yunanistan'da Türk dilinin belgesi durumunda olan yayın organlarından
bir bölümünün adları şöyledir: ‘Yeni Ziya, Yeni Yol, Yeni Adım, Balkan, İnkılap,
Milliyet, İtilâ, Yarın, Adalet, Trakya, Ülkü, Müdafaa-yı İslâm, Hakyol, Sebat,
Muhafazakâr, Muallim Mecmuası, Peygamber Binası, Batı Trakya, Aliş, Azınlık
Postası, Birlik, Öğretmen, …’
Günümüzde ise Batı
Trakya Türkleri; Balkan, Akın, Gerçek, İleri, Aile Birlik, Trakya'nın Sesi,
Ortam gazetelerini, Şafak, Yuvamız, Hakka Davet, Arkadaş Çocuk ve Pınar Çocuk
dergilerini yayınlamaktadırlar. “İleri” gazetesinin
ilk 23 sayısı kamuoyu oluşturmak amacıyla Rumca da yayınlamıştır.
Lozan'dan sonra, Batı
Trakya'da görülen Türkçe yayınlar için ayrıca şu konuyu da belirtmek
gereklidir. Bu yayınların büyük bir bölümü bilinçli Türklerce çıkarılan ulusal
yayınlar olmakla birlikte, bir bölümü Cumhuriyet karşıtı Türkiye kaçkınlarının
çıkardıkları yayınlardır. Bir bölümü de resmen Yunan hükümetlerinin
destekledikleri güdümlü yayınlardır. 7
Bu yazımızda, Batı Trakya
Türkleri hakkında genel bir kanı oluşturmaya çalıştık. Son olarak bu konuda
şunları söylemek istiyoruz;
Ne yazık ki Türkiye’yi yönetenlerin
izledikleri siyaset Irak Türkmenleri’ni, Suriye Türkmenleri’ni, Karabağ
Türkleri’ni yalnızlığa ittiği gibi Batı Trakya Türkleri’ni de yalnızlığa
itmektedir. Fener Rum Patrikhanesi 75 milyon nüfuslu Türkiye’de devlet içinde
devlet olurken ve de Büyük Yunanistan düşleri kurarken, Yunan istihbaratı
özellikle Karadeniz bölgemizde ciddi propaganda etkinliklerinde bulunurken
Türkiye’yi yönetenlerden ciddi anlamda bir tepki gelmemektedir. Sadık Ahmet’in
başına gelenlerin Türkiye’de bir Yunan istihbaratçısının başına geldiğini
varsayalım ve düşünelim. Türkiye’de neler olmazdı ki!..
KAYNAKÇA
1-Turgay Cin, Batı Trakya Türklerinin Hukuki
Statüsü, Sorunları ve AB, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Dergisi, Cilt:11 Sayı:1, 2009
2-Murat Hatipoğlu, AB Üyesi Yunanistan’ın
Etnik Dokusu İçinde Batı Trakya Türkleri, Türk Ocakları Aydın Şubesi, 2005
3-a.g.e
4-Meşkure Yılmaz Börklü, Lozan Sonrası Batı
Trakya Türklerinin Durumu ve Genel Problemleri, http://www.zafersen.com/turk_dunyasi_bati_trakya_turkleri_borklu.htm
5-a.g.e
6-a.g.e
7-Kültür Bakanlığı, Batı Trakya Türk
Edebiyatı
Sayı:10 (Yıl: 2 Sayı:3-4 Şubat/Mart-2014)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder