29 Aralık 2013

Basında Ulukayın Dergisi: Yeniçağ Gazetesi Kitap Kültür Köşesi- Ahmet YABULOĞLU


Saygın Ahmet YABULOĞLU bugünkü (29.12.2013) Yeniçağ Gazetesi Kitap-Kültür köşesinde dergimize 'Pusudaki Türk Düşmanları Türk Milletine Savaş Açtı' başlığıyla yer vermiştir. Kendisine teşekkür ederiz.
(29.12.2013) 
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/kitap/29122013.jpg

15 Kasım 2013

Ulukayın Dergisi 8. Sayı (Yıl:1 Sayı:1)


ULUKAYIN’dan

Esenlikler…
ULUKAYIN, her şeyden önce bir iddianın adıdır. İddiası olmayanlar köşelerine çekilerek olanları, olacakları seyrederler. Ancak iddiası olanlar, olayları ve olguları, bireyi ve toplumu, yaşamı ve evreni değiştirebilirler.
ULUKAYIN, bir kadro hareketidir. Bu kadro, milliyetçi olduğu kadar cumhuriyetçi olan, aydın, genç bir kadrodur. Bu kadronun en genç bireyi ise değerli büyüğümüz Cazim Gürbüz Beğ’dir. ULUKAYIN, kısaca Atatürk’ün; “İki Mustafa Kemal vardır” söylemiyle başlayan o özdeyişindeki 2. Mustafa Kemal’dir!
Elinizdeki bu dergiden önce ULUKAYIN adıyla bir dergi çıkmıştır ve bu dergi 7 sayı yayınlanmıştır. Bugüne kadar o 7 sayının içeriğini hazırlayan, her sayfasında izi olan, söylemleriyle düşünsel çizgisini belirleyen, yani ULUKAYIN’a ruhunu veren; “çocuk” denen yaşlardan 30’lu yaşlarına merdiven dayadıkları bugünlere kadar gerçek Türk milliyetçiliği düşüncesinin bulundukları her ortamda kavgasını veren ve öne atılan Emre Koşak ve Burkay Kılavuz gibi adların içerisinde yer aldığı Yayın Kurulu’dur.
Elinizdeki bu dergi, arınmış yürekle, sağlam bir ekip çalışmasıyla yayınlanan o 7 sayının ardılıdır. “Yıl 1, sayı 1” olarak çıkması ise ULUKAYIN’ı var eden kadro adına, Bizans oyunlarıyla önü kesilmeye çalışılan, ancak engel olunamayan yepyeni bir dönemi belirtmektedir.
Dün ULUKAYIN sağlam elerde yeşermiştir, bugün ve yarınlarda da yine sağlam ellerde yaşamını sürdürecek ve dalları TÜRK’ün olduğu her yere ulaşacaktır.
Bu bağlamda; şu ana kadar 7 sayısı yayınlanmış olan ULUKAYIN’a ruhunu veren Yayın Kurulu’nun denetiminde olan ve binlerce takipçi sayısına ulaşan Facebook sayfasının sağda-solda çalındığı savında bulunmak hem o 7 sayının içeriğini belirlemiş olan, hem de bu elinizdeki sayıyı var eden Yayın Kurulu’na yöneltilmiş alçakça bir iftiradır. Ve iftiracılar iftiralarının altında kalacaklardır!
Yine, yeniden, her dem ULUKAYIN!

16 Eylül 2013

Ulukayın Dergisi 5-6. Sayı


ULUKAYIN’DAN

Esenlikler…
Şu gün Türkiye’de düzenli olarak yayınını sürdüren tek Türkçü yayın organı ULUKAYIN’dır.
Bunu kendi kendimizi kutlamak ve mutlu olmak adına belirtmiyoruz, bize derin üzüntü veren bir saptama olarak dile getiriyoruz.
Türk’ün yurdunda Türk’e düşmanlık güdenler “psikolojik savaş aracı” gibi kullandıkları yayın organlarıyla saf Türkler’in  beyinlerini yıkarken biz isteriz ki; yüzbinlerce hatta milyonlarca basılan pek çok Türkçü dergi, gazete olsun…
1938’den sonra Türkçülük düşüncesi iğfal edilmiş, istismar edilmiş, maske/paravan edilmiş, politik taktik adına dolgu malzemesi ve basamak edilmiş, hedef tahtası edilmiş, dillere slogan edilmiş ve en son “ayaklara paspas edildiği” dile getirilmiş ancak kesinlikle bir türlü iktidar edilmemiştir.
Kendisini “Türkçü” olarak tanımlayanların niye bu durumda olduklarını sorgulamaları, bu durumun nedeni olan kalıtsal yanılgılarını üzerlerinden atmaları, içe dönük kayıkçı kavgalarını bırakmaları, üretim kabızlığından kurtulmaları, giriştikleri işlerde düzen tutturmaları ve doğru söylemlerini ve ereklerini büyük bir hızla kendilerinin dışında olan ancak Türklük bilincine sahip geniş kitlelere anlatmaları ve onları kazanmaları gerekmektedir.
Bunlar özellikle ve öncelikle basın-yayını etkin kullanarak olacaktır.
Biz bu bağlamda son söz olarak diyoruz ki;

ULUKAYIN’IN GÖLGESİNDEYİZ,
TÜRK ULUSU’NUN HİZMETİNDEYİZ…



8 Ağustos 2013

Basında Ulukayın Dergisi:‘Atsız Enstitüsü’ tezleri...- Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Yazının başlığı size hiç tuhaf gelmesin; fizikî yerleşkesi, akademisyenleri Türk gönüllerde bulunan böyle bir ‘Enstitü’nün varlığını, ancak “Vaktiyle Bir Atsız Varmış” adlı görkemli eseri okuduğunuzda hissedebiliyorsunuz...  
Doğrusu, bu kitabı okuduktan sonra, sizlere ’nasıl anlatabilirim’in derdine de düştüm. Buğra Atsız Bey’in ‘Sunuş’ yazısında, Fırat Kargıoğlu’nun makalesine -şaka ile- Doktora tezi demesi beni kurtardı. Ve böylece bu kitap, ancak ‘Atsız Enstitüsü Akademisyenlerinin tezleri’ olarak anlatılabilir, diye düşündüm. Doğrusu bu saptamada ısrarlıyım; çünkü kitapta makalesi bulunan her yazar ‘Hüseyin Nihâl Atsız hayranı ve onun yolunda yürüyen’Türk gençleri olmasına karşın; hiçbiri, kalemini duygusallığın buyruğuna vermemiş; gerçek ne ise onu yazmışlar. Türk Bilgesi Atsız’ı yüceltmek de ancak böyle olabilirdi. Bu 19 genç düşünürümüzü gönülden alkışlıyorum. Uluların ulusu bir iş çıkartmışlar. İçlerinde sadece birisi 41 yaşında, çoğunun doğumu 1980’li 90’lı yıllar. 
Kitabın ‘Sunuş’ bölümünde Dr. Buğra Atsız Bey’in ve Pof. Dr. İskender Öksüz Bey’in yazıları var. İkisi de şahane! Buğra Atsız’ın yazısı kitaba derin bir anlam kazandırmış. İskender Öksüz’ün Atsız için ‘insan olduğu kadar da bir olaydır’sözü; o eğilmez, bükülmez çağ kahramanını pek güzel anlatıyor... Şimdi diğer yazarlarımızdan ve konularından kısaca söz etmeliyim.
İsa Dadallı kitabı bir cümleyle şöyle anlatıyor: “Bu kitapta atılan küçük adım, Atsız’ı yeni veçheleriyle ele almanın keyifli ve zoraki macerası olmakla birlikte, yarına bir çığ etkisi bırakacak kadar da cüretkârdır.” Fırat Kargıoğlu ve Emre Koşak eserin mayasını hazırlamışlar. Kargıoğlu’nun makalesi bilgi yoğunluğu bakımından kitabın en öne çıkan yazısı. Her Türk aydını bu yazıyı okumalı. İlkin Esen Yıldırım’ın Atsız Bey’ve romanlarını anlatımı gerçekten çok güzel. Emre Koşak’ın makalesinin içerik değerini, makalenin başlığı anlatıyor: “İçten, açık yürekli yorumlama gereksinimi ya da Atsız’a komplekssiz bir bakış”. Burada, Emre Koşak imzalı her yazının okuyana yeni ufuklar açacağını belirtmeliyim. Kargıoğlu ve Emre Koşak gerçekten dikkate değer ak yürekli fikir yiğitleri. Mustafa Onur Etik, Faşist İtalya’yı tanıtıyor. Burkay Kılavuz, 1944 “Türkçülük Olayı”nı kaynaklar ışığında veriyor. Murat Yılmazer, Atsız Bey ve Alparslan Türkeş ’gerilimi’ni belgelerle sunuyor. İkbâl Vurucu, Atsız Bey’imizi anlatan makalesine çok güzel bir cümle bulmuş: “Türkçülüğü, anlaşılmasına engel bir entelektüel: Hüseyin Nihâl Atsız”. Mete Aksoy, Atsız’ın  “Yaşam felsefesi” ni irdelemiş. Ferit Salim Sanlı, makalesini  “Atsız ve din üzerine”  kurmuş. Halil İbrahim Koç, Atsız’ın aydın, entelektüel yanını dile getiriyor. Yunus Emre Uyar,  “Atsız’ın dil davası” nı işlemiş. Ziya Kıvanç Kıraç ise  “Atsız ve Hegel”  kıyaslaması yapıyor. Murat Karataşlı’nın konusu ise Atsız Bey’imizin kimlikleri. M. Bahadır Dinçarslan, Atsız, toplum ve fantastik edebiyatı anlatmış. Son olarak Zülfikâr Aytaç Kişman Atsız’a şiirle seslenmiş...
Gerçekten Atsız adına akademik bir çalışma değerinde bir eser bu. Esere Siyah Beyaz yayınlarının siyahbeyaz platform.org internet adresinden ulaşabilirsiniz.
Sevgili okuyucularım; biliyorsunuz Kayın Türklerin kutsal ağacı. Genç bilgelerimiz Ulukayın adlı aylık bir dergi de çıkarıyorlar. 2. sayısında Emre Koşak’ın “Laiklik” ve Fırat Kargıoğlu’nun “Nurullah Ataç’ı anlamak” yazısı ilginç. Sevgili Cazim Gürbüz’ün danışmanlığını yaptığı dergiye .542.636 55 79 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.
Hayırlı bayramlar dilerim. Esen kalın efendim


http://www.yenicaggazetesi.com.tr/atsiz-enstitusu-tezleri-27740yy.htm

22 Temmuz 2013

Basında Ulukayın Dergisi: ‘Ulukayın’ ve ‘kandaşlarımız’! - Arslan Tekin

Bir dergi daha hayata merhaba dedi: “Ulukayın”. Derginin birinci sayısından bahsetme fırsatı bulamadan 3. sayı önüme geldi... Derginin muhtevası giderek çeşitleniyor. 
İdealist insanlar bir araya gelirler... Günlerce tartışırlar ve işi başlangıçta kolay sanırlar. Çalışmaya başlayınca güçlükler bir bir karşılarına dikilir. Başımdan geçtiği için nelerle karşılaşılacağını biliyorum. 
Ulukayın dergisi “Atsızcı” çizgide...
Derginin ortaya koyduğu ölçüler, benim fikir sistemimin dışında olduğunu başta belirteyim...
Dergiyi çıkaranlar çoklukla üniversiteli veya yeni bitirmiş gençler. Türkiye’nin ayrı yerlerinden bir araya geldikleri anlaşılıyor. 
Girişte, “Okuyucuya Not” başlığı altında ilk cümlede “... Türklüğe hizmet etmek amacıyla bir dergi çıkarmaya karar verdik.” deniliyor. Nasıl güçlüklerle karşılaştıkları sıralanıyor. 
Böyle idealist hareketlerde kiminin enerjisi hemen tükenir ve yolunu değiştirir. Ulukayıncılarda da, ihanet demeyeyim de, geriye çekilenler olmuş. 
“Kandaşlarımız” diye bir kelime kullanılıyor.
Demek ki, “Türklüğe” hizmet için “kandaşlar” yola çıkmışlar.
“Türklük”, “kandaş” meseleleri geçmişte tartışılmış ve “Türk milleti” tarifinde, ırkî mülahazalara yer olmadığı ortaya konmuştur. “Kandaşlık”la yola çıkarsanız, hitap edeceğiniz bir kitle bulabilir misiniz? Sanmıyorum. Ancak bir avuç insan entelektüel tartışmanın içinde kaybolup gider.
Birinci sayının birinci yazısı derginin başyazarı Emre Koşak’ın; “Türkçülüğün Tarihi” üzerine... “Türkçülüğün tarihi” başlığı altında çıkan kitapların ana kaynağı Yusuf Akçura’dır (1879-1935). Nitekim bazı kitapların onun adıyla yayınlandığı görülmektedir. Yusuf Akçura Türkçülüğün tarihini nerede işlemiştir? “Türk Yurdu” dergisinin “1928 Türk Yılı” ilâvesinde... Akçura, Türk Yurdu’nun 1911’de hayata geçirilmesine de öncülük etmiştir. Türk Tarih Kurumu’nun da ilk başkanıdır. 
“1928 Türk Yılı” ilâvesi, 600 sayfadan fazladır. Bu kitapta birçok tanınmış ismin makalesi vardır ve makalelerin toplanmasına da öncülük eden Akçura’dır. Akçura’nın Türkçülük tarihini işlediği makalesi uzun ve ayrıntılıdır. Şunun için meseleyi eşeledim: Yusuf Akçura’nın yazdıkları itibara alınarak yürünüyorsa, asıl kaynağa inilmesi yararlıdır. ( “1928 Türk Yılı” nın tamamını yeni yazıya Dr. A. Zeki İzgöer’le aktardık. TDK yayınları arasından çıktı.)
Burada “Ulukayın”ın bütün sayıları üzerinde durmak isterdim. Hususiyetle iki sayıdır devam eden Fırat Kargıoğlu’nun “Nurullah Ataç’ı Anlamak” üzerine denemelerini ele almak benim açımdan gerekliydi ama bir köşe yazısında güç.
Hiçbir yayın faydadan arî değildir. İnsanı düşünmeye sevk eder, farklılıkları fark ettirmeyi sağlar. “Ulukayın” da öyle... 
(İrtibat için: 05352623817)


Arslan Tekin, 22.07.2013, Yeniçağ
http://www.yenicaggazetesi.com.tryazargoster.php/?haber=27548

17 Temmuz 2013

Ulukayın Dergisi 3-4. Sayı

ULUKAYIN’DAN
Esenlikler…
Haziran ayı kavurucu yaz sıcağını anımsattığı için ister istemez bir çok kişi tarafından sevimsiz karşılanacaktır. Ne kadar sıcak olursa olsun bizleri yeni güzel günler beklemektedir.
İlk iki sayımızda yaşanan gecikmeleri olağan karşılayan okurlarımızdan gelen düşünceler bizleri mutlu etmekte ve ULUKAYIN’ın büyümesine yardımcı olmaktadır.
Her zaman söylediğimiz gibi; ULUKAYIN desteklerinizle daha iyi yerlere gelecektir.
ULUKAYIN ailesi olarak; TÜRKün adını, yani varlığını yok etmek isteyen her “düzen”e, bireye veya herhangi bir oluşuma karşı gece-gündüz çalışarak “dur” demek için kalemimizi zevkle, aynı zamanda kinle kullanmaktan geri durmayacağımızı belirtiyoruz. Bu düşünce çevresinde birleşecekler için herkese bazı görevler düşmektedir. Bizler; Türk’ü bu topraklardan silmeye çalışanlara karşı sesimizi yükseltmeli ve çevremizi bilinçlendirmek için çalışmalıyız.
ULUKAYIN, bir heves gibi gelip geçici değil, koca bir ağaç gibi kalıcı olmak için yola çıkmıştır. Bu yolda gerçekleştireceklerimiz elbette slogan ve tribün gösterileri değil, düşünce üzerine olacaktır. İşte bu yüzden ULUKAYIN her Türk’ün evine, iş yerine ve gönlüne girebilecek bir dergi olma amacı taşımaktadır. Nerede bir Türk varsa ULUKAYIN orada yeşerecektir.
Yok edilmeye çalışılan Türklüğü yaşatmak için birlikte mücadele dileğiyle...

ULUKAYIN’ın gölgesinde, TANRI TÜRK’Ü KORUSUN!

15 Mayıs 2013

Ulukayın Dergisi 2. Sayı

ULUKAYIN’dan…

Nice yeni sayılarını görmeyi dilediğimiz ULUKAYIN’ın 2. sayısıyla karşınızdayız…
İlk sayımızın getirdiği tebrikler ve gördüğü ilgi bizleri fazlasıyla mutlu etti. Çabalarımızın boşuna olmadığını gördük. Hak verirsiniz ki; ilk sayının verdiği heyecan ve dağıtım sırasındaki gecikmeler olağan şeylerdir. ULUKAYIN, desteklerinizle daha iyi yerlere gelecektir.
Akılcı, bilimsel ve çağdaş düşünen yeni kuşaklar yetiştirebilmek için hepimize büyük görevler düşmektedir. Yakınmak ve bahane uydurmak bizim tavrımız değildir. Sorunun saptanması ve çözümü bizim yolumuzdur.
“Türk” adını yok etmek için her türlü çabanın en üst düzeye ulaştığını görüyoruz. Düşmana “neden düşmansın?” diyemeyiz ama bir Türk’e “kendi varlığını neden korumuyorsun?” diyebiliriz. Türk varlığının sonsuzluğa taşınması için Türk evlatlarının üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerekiyor.
Borçlusunuz!
Yüzyıllardır kanıyla bu toprakları sulayan atalarınıza karşı borçlusunuz!
Yarının yeni kuşaklarına, bağımsız ve güçlü bir Türk devleti bırakabilmek için, borçlusunuz!
ULUKAYIN, toplumun dışında kalmış bir grup yaygaracı olmayacaktır. Her Türk’ün evine, iş yerine ve gönlüne girebilecek bir dergi olma amacı taşımaktadır. Sesimiz Türk’ün sesidir!
Bir ağacın damarları topraktan (köklerinden) aldığı besini dallarına, yapraklarına nasıl ulaştırıyorsa ULUKAYIN da geçmişinden aldığı bilinci yeni kuşaklara taşıma görevi görecektir.
Üzerimize düşen, bu tohumu yeşertmek için bolca su vermektir.
Kutup yıldızımız H.Nihal ATSIZ der ki:
Toprak ana uyuturken koynunda bizi
Yarınkiler biçecektir ektiğimizi,
Yeşermesi ektiğimiz tohumun haktır,

İşte o gün ruhlarımız şad olacaktır! 

30 Nisan 2013

Basında Ulukayın Dergisi: Ulu Kayın ve Türkçü Dergi- Cazim GÜRBÜZ

“Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır” diyen şairi, onaylarcasına,  Anadolu’nun her yanında çoban ateşleri yakıyorlar Türkçü gençler. Dergi oluyor bu ateşler çoğu zaman. Türklüğe yapılan hücumlardan dolayı boynu bükük olanlar, bakıp bu ateşlere, arka bilip dikleniyorlar.
“Ulu Kayın” işte böyle bir dergi. Derginin ilk sayısının içeriğinden söz edeceğim ama önce adının anlam ve ululuğu üzerinde durmam gerek. Ulu Kayın’ın neleri çağrıştırdığını bilmezsek bu derginin savını ve işlevini anlayamayız.
Ulu Kayın... Evet bir ağaç... Ama nasıl bir ağaç?..
Bir “Hayat Ağacı”... Türk mitolojisinde çok önemli bir yeri var Acunla birlikte yaratıldığı ve Kayra Han tarafından dikildiği söyleniyor. Yeryüzü, yeraltının ve gökyüzünün oluşturduğu üç âlemin tam merkezinde... Dalları gökyüzünü ayakta tutmakta, kökleri toprağın tüm katlarını delip yerin yedi kat dibine dek uzanmakta. Öksökö kuşu etrafında dönerek uçmakta ve tepesine konmakta. Dokuz Türk boyu, bu ağacın dokuz dalından türemiş. Umay Ana sahibi Ulu Kayın’ın, yeryüzüne inerken bu ağaçtan yararlanıyor. Ulu Kayın’ın köklerinden yaşam suyu (Bengüsu) akmakta. Dallarından biri Güneş’e, biri de Ay’a uzanmakta. Tepesinde Tanrı Ülgen oturmakta.
Sibirya’da yaşam ağacını ve yerin eksenini aynı zamanda, şamanın transa geçtiği çadırının ortasındaki kayından yapılmış direk temsil eder. Kayın ağacına verilen önem, Türklerin akrabalık bağlarını gösteren isimlerde de  “kayın”  sözcüğünü kullanılmasıyla görülür (kaynata vs.).
Evet artık dergiye dönebiliriz. Bendenizi yayın danışmanı yaptı, Ulu Kayın’ın yayıncıları, ilk sayısında bir de söyleşi yaptılar. Yayın Kurulu Üyesi değerli Fırat Kargıoğlu’nun güncel siyaset ve Türklüğe dair sorularına yanıtlar verdim. Dergi çıkmadan önce, bir de tavsiyede bulundum sevgili Emre Koşak’a,  “Bu tür dergilerde kökleşik ve süreğen bir hastalık, bir saplantı var, döne döne aynı şeyleri yazıyorlar kırk yıldır. Siz böyle yapmayınız” dedim. Öyle yapmamışlar. Yalnızca Koray Demirkılıç’ın yazısı bile bunu kanıtlıyor. Yazıdan aktarımlar yapayım da hak verin siz de:  “Türkçülük dar alanda kısa paslaşmalar değildir. Ne yazık ki böyle bir gömlek giydirdiler Türkçülere. (...) Türkçülük yerinde saymaz, izin vermemeliyiz! Türkçüler her dem uygarlığın büyüğünü düşlemelidirler. Toplumsal kurgulardan arındırılmış bir Türkçülük büyütmeliyiz!”
Bu sayıdaki tüm imzaları da bir sayayım izninizle. Rıza Zelyut, Zülfer Keloğlu, Uluğbey, Umut Can Adısönmez, Fatih Mesut Başat, Tugay Koç, Burkay Kılavuz.

Türkçü Dergi’den Türkçüler Günü

“Adı üstünde” bir dergiden söz edeceğim şimdi de. Adı üstünde evet:  “Türkçü Dergi”. Bu dergi 7. sayıya ulaşmış. Son sayısında benden “Ortak Türkçe mümkün mü?” anketlerine  yanıt istediler, yolladım. Mayıs sayısında yer alacak. Bu dergi 2 Mayıs 2013 Perşembe günü saat 19:30’da Antalya ilimizin Atatürk Kültür Merkezi Perge Salonunda “3 Mayıs Türkçüler Günü Kurultayı” düzenliyor. Bu kurultay, Antalya’dan gelen katılımlarla sınırlı kalmayacak, Türkiye’nin çeşitli illerinden ve Azerbaycan’dan da Türkçü gençler de bulunacaklar. Kurultayla ilgili diğer ayrıntılara şu linkten ulaşabilirsiniz. http://www.turkcudergi.com/?Sayfa=TurkcuYazi&sira=46
Evet, “Ey Türk düşün!” diye haykırmanın tam
zamanıdır.

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ulu-kayin-ve-turkcu-dergi-26610yy.htm